SEVGİLİ ÇÖZÜMLEMECE KLİŞELERİ: SEVEN İNSAN NE YAPAR?

İnsanlığın ilk yıllarında aşk nasıl yaşanırdı, ilişkiler bugünkü kadar karışık mıydı, sevgililer birbirlerine “Sen artık beni sevmiyorsun Osman” diye trip atıyorlar mıydı;  Bu konuda yapılmış sosyolojik bir araştırmaya rastlamadım (Böyle bir araştırma tarihçilerin konusu da olabilir ama topu bir kere sosyologlara atmış bulundum, hadi bakalım). Bilgi sahibi olmadığımız o yılları konu dışı tutarak, bildiğimiz, bizzat yaşadığımız ya da hatırladığımız dönemin aşk ve sevgi klişelerine bir de biz azıcık yorumumuzu katalım istedim. “Çorbada bizim de tuzumuz bulunsun” da denir, “aman biz eksik kalmayalım” da. Ayrıca klişe diye de burun kıvırmayalım lütfen. Bir şeyin klişe olabilmesi için çok tekrarlanması, genel kabul görmesi gerektiğini unutmayalım. Konuyu dağıtmadan, aslında henüz konuya girmediğimin farkına vararak, konuyu açıyorum ve soruyorum; Seven insan ne yapar?

Seven insan kıskanır!

“Hayır efendim kıskanmaz. Kıskançlık güvensizlikten doğar. Kendine güvenmiyordur, karşısındakine güvenmiyordur, anasına, babasına, bakkala, çakkala, kimseye güvenmiyordur…” gibi uzayıp giden itiraz cümleleriyle karşı karşıya kalmak işten bile değil. Ama arkadaşlar, unutulan bir gerçek var; Seven insan kıskanır. Doğal bir dürtüyle kıskanır. Sevdiğini kaybetme korkusuyla kıskanır. Tabi aşırı kıskançlık dediğimiz, hastalıklı durum vardır bir de ama onun duygunun yoğunluğuyla alakalı olduğunu değil, duygunun kontrol edilememesiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Psikologlar tarafından bu kişilere kıskançlık tedavisi uygulanabilir (Bence psikolojide böyle bir tedavi yok. Bence ben bunu uydurdum.)

Seven insan belli eder!

Ben edemiyorum diyen, meseleyi çok yanlış anlamış bence. Benim sevgilim çok seviyor ama belli edemiyor diyense kendini fena halde kandırıyordur ve acilen uyanmalıdır. Çünkü hiçbir duyguyu sonuna kadar gizlemek mümkün değil. Öfkeni, nefretini nereye kadar gizleyebilirsin? Mutlaka bir yerde ortaya çıkar. Sevgi de öyle, mutlaka bir yerde kendini belli eder. Hatta her anında belli eder. İlle de karşısına çıkıp seni seviyorum diye haykırmaktan bahsetmiyorum. Ya da yollarına güller sermekten, pencere önünde serenat yapmaktan, abartılı abartılı bir sürü şeyden bahsetmiyorum. Çok basit bir şeyden bahsediyorum. Çok basit bir gülümsemeden, çok basit bir bakıştan bahsediyorum. Bir histen, belli etmekten bahsediyorum. Çok basit. (Anlamayan sevgilisi olanlar için de, davullu zurnalı serenat tavsiye ediyorum!)

Seven insan sahiplenir!

Ama öyle sahibinin köpeğini sahiplenmesi gibi değil. “Otur kalk” sahipliği değil yani. Derdini, tasasını, keyfini, neşesini, hüznünü, acısını, mutluluğunu… Sevgilinin hayatında nesi varsa, iyisiyle kötüsüyle, sahiplenmek. Kendininmişcesine sahiplenmek. İnsanın sevdiğini korumak, kollamak istemesi de zaten sahiplenmeyle alakalı değil mi?

Seven insan bekler, seven insan aldatmaz, seven insan sevdiğinin yolunda kul köle olur ve bu liste uzar gider. Yazının çıkış noktası olan, çok sevdiğim filmin çok sevdiğim şarkısı tüm bu yazdıklarımı en güzel haliyle anlatmış bence.

İyi dinlemeler.

http://www.youtube.com/watch?v=cHMJ-umeZiQ


Kategori: Makaleler Henüz yorum yazılmamış (0) | 12 Aralık 2013


Yorum yazın

Blog Kategorileri


Bizi Takip Edin:

SevgiliKitabi.com bir Karga Medya Projesidir.
© Copyright 2008 - 2013 Karga Medya Yayın Yazılım Her Hakkı Saklıdır. Tel: 0216 700 13 93